20 Eylül 2011 Salı

"Türkçenin Atlarla İlgisi" konusuna yorumlar:







Not:
Aşağıdaki yorumlar "Türkçenin Atlarla İlgisi" başlıklı makaleye yapılan "yorumlar"dır.
Özgün makalenin aslına ulaşmak şurayı tıklayınız: "Türkçenin Atlarla İlgisi"



**********************************************************

Toplam 71 YORUM:




  • nhızal
  • 10.09.2011 20:02:32
  • ben zaten demştim herkes bizden bu kadar çekindiğine göre var bizde birşey.bizden korkuyorlar çünkü korkularını aşmak için bizimle uğraşıyorlar.olsun varsın korkunun ecele faydası yok.

    sn.A.Tamtürk,sizide kutluyorum.bağlantılar la,kaynaklarla güzel bir çalışma.elinize sağlık.



    • halil gürsoy
    • 11.09.2011 00:35:23
    • sn. Tamtürk! atları sayısız nedenden dolayı hep çok sevmişimdir... ancak bir neden başat olanıdır, ki O; istanbulda yıllarca sırtında gezdirdiği binlerce insana "AT" sevgisini yaşatmış soylu at "CİHAN'IN" bir gün sırtına binmeye çalışan uğursuzun melun kimliğini nasılda kavrayıp tepeüsü yere çakarak tüm dünyaya rezili-rüsva ettiği unutulmaz soylu davranışıdır... ah, sevgili ve merhum CİHAN! bu günlerde AT'ın da "senin gibi" olanına ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir bilseydin keşke!!! aziz dostum...





  • A.Tamtürk
  • 11.09.2011 01:08:32
  • Sayın Halil bey, Atların üstün sezilere sahip hayvanlar olduğu çok doğru. Atların binicisiyle (bakıcısıyla) telapatik ilişki kurduğu kanıtlanmıştır. Atlar "güvenilmez insanı" tanır.




  • 06 anka
  • 11.09.2011 01:33:21
  • Sn.A.Tamtürk,yazıyı sindire sindire okuyup yorum yazacağım.
    Atların güvenilmez insanı tanıdığı cümlenize katılıyorum.
    Bir kahraman atı hatırladım,adı Cihan mıydı?Odatv yorumcuları
    tarafından 'Mübarek hayvan' olarak tanımlanmış idi.


  • nhızal
  • 11.09.2011 01:53:38
  • evet evet o mübarek hayvan Cihan yapacağını yapmıştı atacağını atmıştı.


  • ulkumof
  • 11.09.2011 08:30:19
  • Emeginize, yureginize saglik sn. A.Tamturk. " Ne Mutlu Turkum Diyene" demekten onur duyan Turk milleti gecmisiyle daima gurur duyacaktir.



  • A.Tamtürk
  • 11.09.2011 15:30:33
  • İlginç bir ayrıntı daha vereyim. Bağlantısını verdiğim sunumu izlediyseniz 13.000 yıllık geçmişi olan ilk Türk abecesi Tamganın ilk harfi “ÜZERİNDE BİR İNSAN OLARAK” resmedilen “AT”tı. Bunun bir diğer anlamı ise şudur: 13.000 yıl önce (yani BUZUL ÇAĞINDAN ÖNCE) Türkler ata BİNİYORDU! Başka türlü söylemek gerekirse Avrupalılar o sırada Yontma Taş Devri"nde ağaçlarda yaşıyorken Türkler gem ve üzengi kullanıyordu :)




  • A.Tamtürk
  • 11.09.2011 15:35:59
  • Kazakistan - Tamgalı Say
    Atın üstündeki adam ve atın ağzındaki gem ve dizginler gayet net olarak görülmekte (M.Ö. 13.000)





  • Gazi35
  • 11.09.2011 16:05:38
  • Evet, yıllardır nereden olduğunu bilmediğim farkındalık ile Türk denilen toplulukların 1071 Malazgirt'ten çok önceleri buralarda olduğudur. Ne yazık ki, günümüz tarihçileri birçok noktayı göz ardı etmişti. Tarihi yazanlar kazananlar olmuştur. Özellikle batılı tarihçiler kendilerinin tutucu bakışlarında kaleme almışlardır. Türk "toplulukların" atın ehlileştirilmesinden birkaç bin sene sonra Avrupalılar atla tanışmıştı. Yani Avrupalılar ortaçağın "zifiri karanlığında" yaşarken daha medeni, doğaya saygılı, yerleşik düzende, at üzerinde gezinen insanlar vardı.

    Ayrıca, yanlış anımsamıyorsam: Norveçli bir araştırmacı, Vikinglilerin en eski denizciler olduğunu kanıtlama çalışması sırasında en eski teknelerin yine Türk toplulukları tarafından yapıldığını bulmuştu. Dünyadaki bu amaçlı ilk teknenin hayvan derisinden, gergi-atlı çıtalara olan; su olan yere gelince çatılıp eşyaların, insanların taşındığını; işi bitince söküp paketleyip yüke sardıklarını yazmıştı, yaptığı araştırmalar sonucu...




  • ulkumof
  • 11.09.2011 16:22:25
  • Turk un ozelliginden ve guzelliginden mahrum yetisen genclerimiz; tabii ki onun bunun pesine takilir, her elbiseyi itiraz etmeden giyiverir. Bu gunleri hedefleyenlere kucak acan, isbirligi yapan hainlerimizi lanetliyorum...



  • A.Tamtürk
  • 11.09.2011 16:45:44
  • Kayanın sol üst tarafındaki resimde atın üzerindeki adam gayet net olarak görülmekte (M.Ö. 13.000). Bu “at üzerindeki adam resmi"nin ana hatları Türk abecesinin ilk harfi olan “AT” “TAMGA”sıdır. "At üzerindeki adam" insanlık tarihindeki ilk “YAZININ BAŞLANGICI”dır. Okunuşu “AT”tır ve anlamı “bir yerden bir yere TAŞIMAK”tır. Kazakistan’ın Tamgalı Say bölgesinde bu Tamgalardan BİNLERCESİ bulunmaktadır. Sümerler'de ise yazı bundan 8.000 yıl sonra başlamıştır. Sümer abecesindeki harflerin 14 tanesi Tamgalı Say’da bulunan bu Türk Tamgalarıdır. Yunan ve Latin abecesi ise ilk Türk Yazısından 10.000 yıl sonra ortaya çıkmıştır. Onların da ilk harfi “A”dır. İnsanın “ne tesadüf(!)” diyesi geliyor :)


  • ulkumof
  • 11.09.2011 16:58:51
  • Nuh un ogullarindan birinin adi Turk tur diyen Ataturk; Turk lerle ilgili arastirma yapan, anlamli, guzel sozler soyleyen tek devlet baskanidir.


  • ulkumof
  • 11.09.2011 17:06:37
  • Nerede olursa olsun, ozel ve guzel bir insan gorsem; kokeni kesinlikle TURK tur diye dusunuyorum.


  • A.Tamtürk
  • 11.09.2011 23:15:30
  • Yazının ve Medeniyetin "at sırtında" Dünyaya Yayılmasının 15.000 yıllık tarihi:








  • A.Tamtürk
  • 12.09.2011 00:54:34
  • Türkler "göçebe" değil, GÖÇMEN'dirler.
    Doğa olayları sonucu kendi yurtlarından "YENİ BİR YURT BULMAK” ve “YERLEŞMEK İÇİN" göç etmişlerdir.
    Türklerin Anadolu’ya ilk göç dalgası buzul çağının başlamasıyladır (M.Ö. 14.000-10.000) Soğuklardan kaçarak Anadolu'ya "YENİ BİR YURT BULMAK ve YERLEŞMEK İÇİN" gelmişlerdir.
    Türklerin Anadolu’ya ikinci göç dalgası buzulların eriyip Asya’nın ortasını iç denizin kaplaması sürecindedir (M.Ö. 8.000-4000) Su baskınları ve sellerden kaçarak Anadolu'ya "YENİ BİR YURT BULMAK ve YERLEŞMEK İÇİN" gelmişlerdir.
    Türklerin Anadolu’ya üçüncü göç dalgası ise Asya’daki iç denizin kuruması üzerinedir (M.S 400-1200 Kuraklıktan kaçarak Anadolu'ya "YENİ BİR YURT BULMAK ve YERLEŞMEK İÇİN" gelmişlerdir.
    Türkler gittikleri her yere yazıyı ve medeniyeti beraberlerinde götürmüşler ve de YERLEŞMİŞLERDİR. Türkler GÖÇEBE değil, GÖÇMEN'dirler.

    (Kazım Mirşan'ın iç deniz'e işaret eden deniz kabuklulularının bulunduğu yerlerde, yükselti haritalarından yararlanarak çizdiği, Bir-Oy-Bil çağı olarak adlandırdırdığı buzul çağı sonrası Asya’da oluşan iç denizler ve o çağa ait TÜRKÇE kaya yazıtlarından okuduğu o bölgelerdeki Ön-Türk Devletleri görülmektedir. Sol tarafta “Oy-Urum-At”)


  • 06 anka
  • 12.09.2011 11:29:34
  • Batı istediği kadar uygarlığın başlangıcını
    eski Yunan medeniyetine dayandırsın.İşte Türk uygarlığı işte
    dünyaya verdiği ivme!
    Tarih Türklerle başladı,Türklerle devam ediyor ve edecek!...
    Ne kadar gizleseler,saklamaya çalışsalar da güneş balçıkla
    sıvanmaz.
    Sn.A.Tamtürk,yazınızı zevkle okudum,verdiğiniz linklere ve
    bloğunuza girdim.Çok teşekkürler.
    Bir kere daha emin oldum ki,vatanını sevenlerin,yapılanlar
    karşısında isyan edenlerin düşünce yapılarının çıkış noktası aynıdır;geçmişiyle barışık,uygarlıklarının derinliği konusunda kompleksleri olmayan kişiler ülkemizin içine düşürülmek istenen durum konusunda daha hassas oluyorlar.


  • A.Tamtürk
  • 12.09.2011 21:19:55
  • Sn 06anka, Batının tüm uyduruk tarihini tek hamlede çöp eden kişi, “ALTIN ELBİSELİ ADAM”dır. Panik başladı…







    • nhızal
    • 12.09.2011 22:23:32
    • sn Tamtürk işte bizim tarih kitaplarımızda tarih atlaşlarımızda tam da sizin yayınladığınız harita ve göç yolllları vardı.sanırım yap boz a dönen eğitim politikamız sayesinde ve eminim 1968 programıyla bu haritalar ve tarihi gerçekler yok edildi ve Türklerin anadoluya gelişleri 1971 le sınırlandırıldı.
      yani küresel haramiler ta lozandan beri boş durmamışlar zaman zaman büyük çıkışlarla arada ufak rötuşlarla yerleştirmişler plan ve projelerini.son yıllarda ivme kazanması bütün bunların birden çıktığı anlamına gelmez.hep en uygun en verimli birini aradılar.bulduklarını kullanıp yeri gelince bir şekilde saf dışı bıraktılar.en verimlisini bulunca 3 dönemdir kullanıyorlar. konuyu dağıtmıyalım.işte benim ilkokul 4. ve 5. sınıflarda kullanmdığım öğrendiğim harita.şimdiki gençlerin bu haritalardan haberleri bile yok.
      işte hep böyle yapıyorlar.yeni nesile biz sonradan geldik buranın kadim halkını yerlerinden ettik diyerek suçluluk duygusu aşılıyorlar.bugün tertemiz bir Türk olduğunu bildiğim bazı gençlerin bile vicdan azabı çektiklerini biliyorum.öylesine belleklerine yerleşmiş ki kürtleri ermenileri yerlerinden yurtlarından ettiğimiz.bu bugüne kadar yürtülen adı milli olan ama aslında milli olmayan eğitim politikasının sonucudur ve yazık ki eğitim bakanlığımız giderek batıyor.

    • A.Tamtürk
    • 13.09.2011 02:43:57
    • Sayın Zeynep hanım, Avrupalıların bizim kendi içimizde farklı olduğumuz iddiaları safsata ve ard niyetlidir. Kimimiz Tatar, kimimiz Kıpçak, kimimiz Avşar kimimiz Avar. Ama şu şu veya bu şekilde hepimiz Türk'üz. Çok çok büyük bir ağacın dallarıyız, kimimiz o yanda, kimimiz bu yanda, ama kökler bir. Bizim ağacımız o kadar ulu o kadar büyük, o kadar görkemli ki onların ki sadece kıskançlık. Böyle bir ağaç onların hiç birisinde yok. :)







  • zeynep
  • 13.09.2011 10:24:24
  • Yazdıklarınızın tümüne katılıyorum sn.Tamtürk,hatırlattığınız değerli bilgiler beni ilkokul yıllarıma geri götürdü.Çok haklısınız,giderek yozlaşan,yok olan ve Türk'ü Türk'lüğünden uzaklaştıracak her türlü değeri yok eden batı ve bizim hain işbirlikçiler maalesef iğrenç emellerini gergef gibi işleyerek,gençlerimizi,çocuklarımızı hedef almış önce onların beynini boşaltmışlardır.Yüce deha Atatürk'ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyetimiz'in yumruk gücüyle değil düşünce ve ahlak erozyonuyla yok edilebileceğini denemekteler şimdi.Resmini verdiğiniz o ağacın çok verimli dallarını koruyup kollamakla görevli ülkemin başındakiler hep dediğim gibi Atatürk'den sonra giderek bu Türk'ü ve Cumhuriyet'i haritadan silme operasyonunda batıya hizmet etmiş,tarihin en isabetli buluşunu yapan batı şimdiki eşi bir daha zor bulunur hain güruhu biraraya getirerek kendilerinden bile daha iştah ve gayretle kendi istekleri doğrultusunda faaliyet gçsteren bu iktidarla altın vuruş hayalleriyle tam gaz gitmektedir.Halkına,milletine,tarihine,geçmişine,toprak,bayrak,dere,tepe,ağaç,çiçek,eşi bulunmaz ülkesine sahip çıkmayıp akıl donduran bir ayrıştırma ve yok etme faaliyetine giren gelmiş geçmiş ve inşallah yok olup gidecek son en büyük hainlerimiz de dahil bu ülkeye kötülük eden her gücü lanetliyor lanetliyorum.


  • A.Tamtürk
  • 13.09.2011 13:40:54
  • ALT TARAFI(!) BİR TABAK :)

    Türk tarihinin önemli devletlerinden olan Saka, Hun, Göktürk, Kıpçak, Karahanlı, Altın Ordu gibi devletlerin merkez üssü, Kıpçak, Oğuz, Karluk gibi Türk boylarının beşiği Kazakistan’da bir yol inşaatı sırasında bir gün bir kurgan bulundu. İçinde Altın Elbiseli bir Adam’ın bulunduğu bu mezarı Avrupalı tarihçiler önce Yunan medeniyetinden “sonrasına” tarihlediler. Çünkü mezardaki bir “çelik” kılıcın “altın” sapındaki koç başının aynısı Yunanlılarda da vardı. Onlara göre, Orta Asya’daki bu mezardan gün ışığına çıkan bu yüksek medeniyet oraya olsa olsa Yunanistan’dan gelmiş olabilirdi. Gerçi hiçbir kaynakta Yunanlıların Kazakistan’daki 7.000 yıllık tarihî Esik kentine gelmiş olduklarına dair herhangi bir kayıt yoktu, üstelik Türklerin “koçbaşlı mezar taşları” binlerce yıldır her yerdeydi, ama olsundu. Onlar göre altın ve çelik gibi iki farklı metalin bir arada işlenmesi Yunan medeniyetinden önce imkansızdı!

    Mezardaki eşyaların arasında ilk bakışta önemsiz gibi görünen bir de gümüş TABAK vardı. Üstünde de bir YAZI. Sonra dilbilimciler geldiler ve tabağın üzerindeki yazıyı okudular. Ama gelgelelim bu yazı maalesef(!) yunanca değildi!!!

    Ve panik başladı!

    Çünkü tabağın üstündeki yazı tam 5.000 yıllıktı ve de TÜRKÇE’ydi!

    Yazı, Orhun alfabesinin harfleriyle yazılmıştı. Riinik yazı idi. Gök Türklerden mi kalmıştı? Hayır! Çünkü tabaktaki yazı çok daha öncesine aitti. Kayalardaki 15.000 yıllık Türk Tamgalarında görülen şekillerden çıkma bir yazıydı bu! Kayalardaki Türk Tamgaları ve Göktürk yazısı arasındaki binlerce yıllık döneme ait bir yazı. Sovyet Türkologları yazıyı okumakta gecikmediler. Tabağın üstünde sadece "TİGİN 23'ÜNDE ÖLDÜ. ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN." yazıyordu.

    Medeniyetin Greklerde başladığını sanan Avrupalı tarihçilerin paniğinin nedeni işte bu iki satırlık TÜRKÇE YAZI’dır.

    Çünkü TİGİN ÖLDÜĞÜNDE YUNAN MEDENİYETİNİN BAŞLAMASINA DAHA 2.500 YIL VARDIR! :))




  • A.Tamtürk
  • 13.09.2011 13:54:21
  • Önceki yorumuma açıklamalar:

    Dipnot 1) Kurgan: Eski Türklerde devlet ileri gelenlerinin eşyalarıyla gömüldüğü ve üzeri bir höyükle örtülen “oda mezar”

    Dipnot 2) Tigin: “Hakan oğlu”

    Dipnot 3) Aynı bölgede bunun gibi daha YÜZLERCE Kurgan bulunduğu saptanmıştır. Kazılar şu anda çok büyük bir özen ve hassasiyetle sürmekte ve açılan her kurgandan 15.000 yıllık TÜRK MEDENİYETİ FIŞKIRMAKTADIR.

    Sayın Hızal’ın da dediği gibi korkularının ecele faydası yok. Tarih yeniden ve de TÜRKÇE yazılmakta. :)



  • fatma gürman
  • 13.09.2011 14:34:21
  • yetişemiyorum sayın a.tamtürk...bu hızlı bilgi akışına yetişemiyorum...5.vitese taktınız tutmayın beni dyerek bastınız gaza gidiyorsunuz bu bilgi hazinesi ile...biraz benim gibi yaşlıları da düşünün...teneffüs verin...çok ama çok teşekkür ediyorum şahsım adına...demirperde yıkıldıktan sonra rus bilim adamlarının yaptıkları araştırma çalışmaları gecikmeli olarak da olsa akmaya başladı...eski ve yeni türk tarihi ile ilgili çok geniş bir arşivleme olduğu anlaşılıyor rus kütüphanesinde...daha kimbilir neler çıkacak...ömür biter kitap bitmez, aklım okuyamadığım kitaplarda kalacak giderken...yetişemiyorum...



  • A.Tamtürk
  • 13.09.2011 16:38:49
  • Demokrasilerde ve de internette çareler tükenmez netekim :)
    Sn Gökçe Uluğsu'nun yorumu aşağıdadır :)
    Uyarısına ayrıca teşekkürlerim ve saygılarımla..

    **

    Gökçe Uluğsu (Misafir)
    13.09.2011 15:20:58

    Sayın A.Tamtürk'ün 'Türkçenin atlala ilgisi' başlıklı yazısına yorum yazmak isyedim,ama nedense sayfada 'yorum gönder' fonksiyonu çalışmıyor;öteki sayfalar öyle değil.

    Sayın Tamtürk'e önce emeği için teşekkür edeyim.Sonra da affına sığınıp bir düzeltme yapayım. Türkçe çapul sözü 'yağma' çapulcu ise 'yağmacı' anlamına gelir.

    Mayacada 'çapul' sözü 'çekirge' manasına geliyor. Bildiğiniz gibi çekirgeler yağmacıdırlar.Tahsin Bey bu anlam yakınlığını vurgulamıştır.

    Tepek sözü ise Türkçe 'tepe' anlamına gelmektedir. Çapul Tepek, Çekirge Tepesi demek oluyor:))



  • zeynep
  • 13.09.2011 18:12:39
  • Tamtürk ben de çok zevk ve gururla okuyorum emeğinize sağlık.


  • A.Tamtürk
  • 13.09.2011 21:16:26
  • Yunanlılar, atalarının Grek abecesiyle yazıyor,
    Yahudiler, atalarının İbrani abecesiyle yazıyor,
    Ruslar, atalarının Kiril abecesiyle yazıyor,
    Peki biz atalarımızın Türk abecesiyle yazamaz mıyız?
    Yazabiliriz! Üstelik hiç de zor değil…
    İsterseniz kendi adınızı ve sevdiklerinizin adını yazarak hemen başlayabilirsiniz :)
    Nasıl mı?
    Elinize bir kağıt kalem alın, aşağıdaki bağlantıyı tıklayın, 5’er dakikalık kısa bölümler halindeki sunumu izlemeye başlayın, ve muhteşem bir deneyime hazır olun…

    “Sanki usta matematikçiler bir araya toplanmışlar ve gelmiş geçmiş en matematiksel yazıyı icat edelim demişler, ve ortaya bu yazı çıkmış. (Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu)”

    Not: Yukarıdaki resim Türk Abecesiyle Atatürk’ün gençliğe hitabı'nın Kadim Türk Abecesiyle yazılmış halidir :)
    Heyecanlanmaya başladığınızı ta buradan hissedebiliyorum:)
    Buyrun tıklayın ve kendi gözlerinizle görün:)
    http://www.youtube.com/watch?v=kwLbyoRVXeQ


  • zeynep
  • 13.09.2011 23:51:25
  • as arkadaş Tamtürk'ün yukarıda verdiği link'i mutlaka ziyaret etmeli ,orada kadim 1 bölümde ismini görebilir(yani rumuz-as- olarak).


  • as
  • 14.09.2011 00:24:04
  • teşekkürler tamtürk, güzel ve bilgilendirici çalışma..yorumlar da ha keza...teşekkürler sayın zeynep...aslında, ilgi duyduğum bir konudur uygarlık tarihi ve mitolojiler..özellikle türk tarihi...kazım mirşan hayranıyım...ne yazık kıymetini bilemediğimiz değer üstü değerli bir türkolog..alemde olsa ondabirlerini yaşatmak için neler yapıyorlar, görmekteyiz..

    sayın tamtürk, maya, inka, aztek kültürlerinde bir tanrı var, tüylü yılan diyorlar...ismi şu:
    " Quetzalcoatl " kukulcan da diyorlar ve simgesi yılan...
    ben bunu kutsal kan, ya da kutsal can, ya da kutsal kaan olarak okuyunca iş değişiyor..doğru mudur?

    http://en.wikipedia.org/wiki/Quetzalcoatl


  • zeynep
  • 14.09.2011 00:39:20
  • Ben de ilgi ile takibediyorum arkadaşlar.


  • A.Tamtürk
  • 14.09.2011 00:52:02
  • Hadi sizi biraz daha şaşırtayım. Bu resimdeki yazı sn Zeynep hanımın sn as'a hitaben yazdığı aşağıdaki yorumunun kadim Türk Abecesiyle yazılmış halidir :) En sağdaki iki harflik ilk kelimenin okunuşu "as" ikinci kelimenin okunuşu "arkadaş"tır, aynı Zeynep hanımın aşağıdaki yorumundaki gibi :) "Bu çeviri için kim bilir ne kadar uğraşmıştır" dediğinizi duyar gibiyim, cevabım: "sadece 1 sn sürdü"dür :)
    Nasıl mı? Aşağıdaki bağlantıyı tıklayın, ve siz de dilediğiniz metni anında Türk Abecesiyle yazın:) (Sol tarafa metni yazdıktan sonra fareyle sağ tarafta oluşan Türk yazısındaki harflerinin üzerinde gezinerek hangi harfin hangi harfe karşılık geldiğini de görebilirsiniz:)
  • http://www.bilgitay.net/orhun/index.php


  • zeynep
  • 14.09.2011 01:01:50
  • Sn.Tamtürk neredeyse herbirimiz birer türkolog olacağız.Çok enteresan gerçekten iyice merak salmaya başladım,ve çok zevkli insana o devirlerde gezinmiş hissi yaşatıyor,tekrar teşekkürler.Bu çeviriyi ve kendi yorumumu resmini çekip saklayacağım.


  • as
  • 14.09.2011 01:04:57
  • sayın tamtürk, harika bir site ve bilgi benim için..ilk kez duydum ve gördüm..öğrenmenin yaşı yok..sağol...


  • zeynep
  • 14.09.2011 01:09:46
  • Çok estetik ve huzur verici,en azından biliyorum ki içinde kesinlikle akp,abd,ab,nato,israil,arap-kürt,kalkan,füze kelimeleri geçmiyor,o yüzden çok ama çok sevimli geldi gözüme Tamtürk.


  • zeynep
  • 14.09.2011 01:45:45
  • Gına ötesi geldi artık,baştakilerden,yaptıklarından,herşeyden,en azından bu gece diğer haberleri es geçeceğim,çok sardı beni Tamtürk'ün bilgilendirdiği çok iyi oldu okurum,dinlerim ben artık o siteleri.Demin okurken dikkatimi çekti,Bilge kağan ismini görünce B.Dalan'ı hatırladım.Adam gerçekten bunların sinirine dokunacak özelliklere sahipmiş.Bir kere kendisi Kıpçak Türk'ü imiş.Okullarının adı hep Eski Türk ve kavimlerinin adını taşıyor.Bilge Kağan-Kaşgarlı Mahmut-Uluğbey-Atanur Oğuz-KEMAL ATATÜRK okullarının adlarından bazıları.Dalan tam bir Atatürk sevdalısı,Okullarının duvarlarıdevasa Atatürk resimleriyle kaplı ve okullarının santralleri arandığında Türk marşları çıkıyor karşınıza.E bu adamı ergenekoncu yapmasınlar da kimi yapsınlar?


  • A.Tamtürk
  • 14.09.2011 02:44:05
  • Sevgili arkadaşlar, ben de sizlerin yorumlarını ilgiyle takip ediyorum, ve bu konuları araştırdıkça benim de heyecanım aynı sizler gibi sürekli artıyor. Bunun nedeni ise bu güne kadar “Avrupalıların, tamamen bizleri aşağılamak ve küçültmek amacıyla bize öğrettiği(!)” tarihin yeniden yazılmaya başlanmış olmasıdır. ALTIN ELBİSELİ ADAM’ın mezarından çıkan tabağın ne anlama geldiğini “düne kadar” hiç birimiz farkında değildik. Avrupalılar ise bunun ne anlama geldiğini anlamış ve bizim bunu anlamamamız için çırpınıyorlardı. Karren Fog’un “Türklere tarihini unutturmalıyız” sözünün anlamı da budur. Bu söz aslında bir PANİK ifadesidir. Fakat ok artık yaydan çıktı. KAZIM MİRŞAN her türlü engellemeye rağmen yıllarca yılmadan usanmadan çalışarak TEK BAŞINA Türk Milletinin gözünü açmayı başardı. Düne kadar tüm Türk tarihçi ve bilim adamlarının kafası hâlâ 1071’e takılıp kalmış durumdaydı. Tek referansları Avrupalı tarihçilerdi. Bu günlerde ise hepsi 15.000’leri tellafuz etmeye başladı. Bizlerdeki bu heyecan onlara da dalga dalga yayılıyor. Çünkü artık Ege kıyıklarında daha düne kadar okunamayan Frigya Likya yazıtlarını artık TÜRKÇE OLARAK okuyabiliyoruz. Sırada Anadolu’nun dört bir yanına dağılmış 5.000, 10.000, 15.000 yıllık Türk Kurganlarının açılması var. (bkz aşağıdaki bağlantıdaki 3 bölümlük “Damgaların Göçü” Belgeseli) İNSANLIK TARİHİ TÜRKÇE OLARAK YENİDEN YAZILIYOR. Tarihin yeniden yazılışının tanığı olmak ise bana müthiş bir heyecan veriyor. Gençliğimizde bizlere bu duyguyu tattırmadılar, efsanelerle avunduk. Elimizde somut bir şey yoktu. Orhun kitabelerindeki yazının sanki bir günde başladığını sanıyorduk. 15.000 yıllık Türk Tamgalarından haberimiz yoktu. Amerika’daki Türkçe sözcüklerin Osmanlı’dan giden Meluncanlardan kalma olduğunu bile magazin basınını kullanarak yutturmaya çalıştılar bize. Ama artık çocuklarımız, torunlarımız, onların çocukları ve tüm neslimiz ebediyen başı dik gezebilecek.

    http://www.youtube.com/watch?v=nSFYvS8Exww



  • A.Tamtürk
  • 14.09.2011 03:30:10
  • Önceki yorumumda “Damgaların Göçü” adlı belgeselin bağlantısını vermiştim. Belgeselde çok sayıda Tarih uzmanı ve dil bilimcinin yorumları var. Bunların arasında bir iki tanesi var ki dinlerken bunların kafalarının hâlâ1071’de takılı kalmış olduklarını da hemen fark ediyorsunuz. Eh, yıllarca derslerde, konferanslarda hep 1071, 1071, 1071 deyip sonra birden 8.000 15.000 demek kolay değil tabi :))) Örneğin Anadolu’daki “Yazılı Kaya”daki 8000 yıllık Türkçe yazıları tarihlerken ağız alışkanlığıyla hâlâ bunlara “1000 yıllık” diyebiliyor ve sunucu da birkaç kez bu 1.000 yıl lafını tekrarlıyor. Hemen ümitsizliğe kapılmayın. Belgeselin bir sonraki bölümlerinde ise genç bilim adamlarımız bunların 1.000 değil 8.000 yıllık olduğunu ele güne kanırta kanırta kanıtlıyor.:)

    (Resim: Yazılıkaya’daki 8.000 yıllık TÜRKÇE yazılar)


  • A.Tamtürk
  • 14.09.2011 03:59:19
  • Bu arada sn as’ın bahsettiği Maya Tanrısı “Tüylü yılan” da ilginç bir konu. Proto-Türk kültürü araştırmacıları, tüylü yılan sembolünün Türk tradisyonlarında da bulunduğunu bildirmektedir. Bu tezde birleşen bilim adamlarına göre de Türklerle Mayaların akraba olduklarını söylemek yanlış değildir. Tanrı “Tüylü Yılan”nın aslında Mayalara kral olan bir Türk Kaan’ı olduğu tezleri hiç de yabana atılacak tezler değil. Kimi tasvirlerde tüylü yılan olarak gösterilmekle birlikte, eski metinlerde onun aslında bir yılan olmadığı, beyaz insan ırkına mensup olduğu açıkça belirtilir. İlah kimi zaman tüylü bir yılan, kimi zaman insan, kimi zaman ise yılan-insan olarak temsil edilir. Söylenişinde ise Maya dilinde “kaan” şeklinde tellafuz edilmesi de ilginç bir ayrıntı. Maya piramitleriyle Çin’deki Türk piramitleri arasındaki benzerlik de yine ilginç bir başka ayrıntı.:) Erick von Daniken ise Mayalara uygarlık öğreten “Tüylü Kaan”ın bir uzaylı(!) olduğunu iddia etmiştir :)



  • nhızal
  • 14.09.2011 09:40:27
  • sn.Tamtürk bir kaç yıl evvel okuduğum bir haberde Isparta civarında yaşayanların dna sıyla friglerin dna larının aynı olduğunu okumuştum.tabi aradan zaman geçti,ayrıntılarını unuttum ve zaten bir daha gündeme gelmedi.
    tabi bazıları bu durumu o yöredekilerin Türk olmadığı sonucuna vardırmak istemişlerdi hatta sanırım Keçiborlu lardı,onlarda sonumuz yunana dayanacak diye kabul etmemişlerdi ama böyle bir gerçeğe birde Anadolunun en eski uygarlıklarının Türkler tarafından kurulduğu gerçeğiyle bakarsak bambaşka tablo çıkıyor karşımıza.
    bu konuda da bir araştırma bekliyorum A.Tamtürk ten.


  • fatma gürman
  • 14.09.2011 10:30:44
  • bugün ilk kurşun sitesinde yıldırım koç eski türklerde " potlaç" geleneğini anlatmış...tavsiye ederim...insanın içine su serpiyor...kimden duydum nerden okudum artık kafam karıştırıyor elimde yazılı metin olmayınca kafadan kaynak vermem giderek kısıtlı hale geliyor...bellek zayıflıyor...iki tür türk varmış...1-bastığı yerde ot bitmeyen, 2- bastığı yeri yeşillendiren...tercümesi uğurlu ve uğursuzlar şeklinde yapılıyor tarafımdan...uğursuzlar etraflarını çöle döndürüp kendilerini de çöllere vuruyorlar sonunda...öbürküler habire ekip biçip, bağ bahçe kuruyorlar,dağdan inenler gelip bağını bahçesini tarumar ediyor,sağ kalanlar tekrar yollara düşüp bağ bahçe kuracak bir yer bulunca çöküp hemen ekip biçmeye başlıyorlar...kimin uğurlu kimin uğursuz olarak tecelli edeceğini öngörmek mümkün değil...bir elementar parçacığın hangi elektrik yükünü taşiyacağı önceden tespit edilemiyor...böyle bir bütünleyici teori henüz kurulamadı...iyimserler kurulur diyor,kötümserler olmaz diyor...arayanlar bulur mevlasını da belasını da diyorlar ya inanmamak lazım...kimin ne zaman nerde abdülrecep efendi olarak tecelli edeceğini öngören bir bütünü kapsayan kainat teorisi halen mevcut değil...yani ne suç var ne de ceza...neyse o...olduğu gibi ve olduğu kadar...mesela kalça sallama yarışında bu sene kim birinci olacak bunu önceden tespit edip organize eden bir yaratıcı kanunilik hafazan allah !!! zar atılıyor...şanslar fifti fifti, şimdi burada... az mı ???


  • zeynep
  • 14.09.2011 12:33:46
  • Sn.Tamtürk,sizi bulduk bırakmayız ve fena sardık bu konulara.Ne iyi ettiniz ama.Şimdi neşenin sizden isteğine katkısı olabilir amacıyla(ben de bir Afyon-Dinar gelini olarak)defalarca gittiğim ve kapısındaki tarihini anlatan bilgileri ve görsel güzelliğiyle Dinar-Suçıkan yerleşkesini hayranlıkla izlediğimi anlatmak istedim.uzun zamandır gidemedim ama çok eski tarihi dikkatimi çekmişti.Belki boş bir anınızda bakmak istersiniz.http://tr.wikipedia.org/wiki.eldere-Dinar
    http//tr.wikipedia.org/wiki/Dinar-Afyonkarahisar.


  • A.Tamtürk
  • 15.09.2011 03:16:18
  • Sn Hızal, sn Zeynep hanım, sn Fatma hanım, ve konuya ilgi duyan tüm arkadaşlar, madem öyle gelin biraz da Çin’deki “TÜRK PİRAMİTLERİ”nden bahsedelim. Şian şehrinin 100 kilometre yakınında bulunan "Türk piramitleri" ilk olarak ikinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalı pilot James Gaussman’ın Hindistan’dan Çin’e uçarken bazı piramitler gördüğünü söylemesiyle duyuldu. Gaussman’ın bölgede piramitler gördüğünü söylemesinin ardından Alman araştırmacı yazar Hartwig Hausdsorf bölgeye gidip piramitler hakkında birçok materyal toplar ve bu piramitlerde, ön Türklere ait "yazılar ve çok değişik mumyalar olduğunu" söyler. Çin ise daha sonra piramitleri inkar edip bölgeyi yasak ilan eder ve yıllarca bırakın yanına yaklaşmayı kilometrelerce uzaktan fotoğrafının çekilmesine bile izin vermez. (hala da öyle). Fakat geçtiğimiz yıllarda “Google Earth” yayına başlayınca piramitler de kabak gibi ortaya çıkar. Çin piramitlere dağ süsü verebilmek için üzerlerine binlerce ton toprak yığmış, ama güneşi balçıkla sıvayamamıştır. En nihayet geçtiğimiz yıl Oktay Keleş adında bir Türk araştırmacı (tahminim, muhtemelen yakındaki köyün ileri gelenlerine rüşvet vererek) piramidin içine girmeyi ve bir iki fotoğraf çekmeyi başarır. Fotoğraf çekildiğini görünce ona rehberlik yapan köylüler paniğe kapılır ve piramidin diğer odalarını gezmesine izin vermeyip apar topar dışarı çıkarılır. Oktay Keleş, çekebildiği birkaç fotoğrafı Çin dışına çıkartmayı başarır. Bu bir iki fotoğraf bile olay yaratacak özelliktedir. Piramidin içindeki duvarlarda ay yıldız ve çok karakteristik biçimdeki Kurt başı motifleri, Türk yazıları, alnında ay yıldız olan granitten 3 metre yüksekliğinde bir insan başı heykeli ve bir mumyayı görüntüleyebilmiştir. Görüntülerdeki yazıların en az 8 bin yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Bu durumda mısırdaki piramitlerin inşaatının başlanmasına ise daha 3.000-4.000 yıl var demektir :) Kalanını buyurun kendiniz izleyiniz:

    http://www.dailymotion.com/video/x2o1a8_turk-pyramytlery-lutfen-ayayydaki-u_webcam

    Uzun lafın kısası, artık diş macunu tüpten, ok yaydan çoktaan çıktı. DÜNYA TARİHİNİN TÜRKLER TARAFINDAN "YENİDEN" ve TÜRKÇE YAZILMASINI ARTIK KİMSE ENGELLEYEMEZ :)


  • 06 anka
  • 15.09.2011 11:39:36
  • Yıllar önce,TRT nin,başındaki T'ye yakışır
    şekilde gerçekten Türkiyenin olduğu dönemde İpek Yolu hakkında bir belgesel hazırlamışlardı.Bu belgeseli ilgiyle
    izledim.Belgeselin sonuna doğru fonda bir şarkı vardı:Hesret
    Çektim.Müziği aşina,hepsini anlamasam da sözleri aşina.
    İlk kez dinlememe karşın sanki önceleri dinlemişim gibi bir
    duyguya kapıldım.
    Çok aradım ama anılan belgeseldeki erkeğin sesinden olanına ulaşamadım.
    Sn.A.Tamtürk'ün buraya yazdıklarını okurken,içinizden bu
    ezgiyi geçirirseniz kendinizi oralara gitmiş gibi hissetmenizi
    sağlar:
    --Gülay-Hasret Çektim (Uygur Türküsü)
    http://www.youtube.com/watch?v=HJC-EU42fU8
    --Gülzade Tanrıdağlı-Hasret Çektim
    http://www.youtube.com/watch?v=K7DREjw2mBc
    --Aynı türküyü piyanoda çalarak Leyla Jusic de söylüyor: Hasret Çektim.


  • nhızal
  • 15.09.2011 11:51:58
  • sevgili Anka,önerdiğin linki aradım buldum ve hasret çektim i Gülzade Tanrudağlı dan dinledim.teşekkürler.evet çok tanıdık azeri müziği ezgileri var ama daha da ötesi ,hani hep saray müziği dediğimiz osmanlı azınlıklarının katkısı olmakla beraber tümüyle onlara mal edilen tsm ezgileride var.yani zaten bu ezgilerimiz vardı bunun üzerine enderun veya tekkelerden gelen bestekarların katkılarıyla gelişti.
    oysa bizi öyle anlatıyorlarki sanatla ilgili tek bir bağımız yokmuş gibi.osmanlıda bu almış başını gitmiş.
    zaman içinde halkta kabullenmiş.
    halk arasında saf temiz art niyetsiz insanlara mecazi anlamda OĞUZ derler.rahmetli anneannem kullanırdı.bende okuldan öğrendiğim kadarıyla OĞUZ un Bir Türk boyu olduğunu bildiğim için itiraz ederdim.
    çok sonra anladım ki,evet biz biraz kendimizi ezdirmişiz.

     
  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 16:26:51
  • Resim: İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD Hava kuvvetleri pilotu James Gaussman'ın Hindistan'dan Çin'e olan uçuşu sırasında çektiği Türk Piramitlerinden en yükseği olan “beyaz piramit”in 1947 yılında The New York Sunday News'ın 30 Mart, 1947 sayısında yayınlanan fotografı.




    Sonrasında Çin uzun yıllar Türk piramitlerini inkar etti. Kısa süre önce “Google Earth” internet üzerinden yayına başlayınca Çin’in dünyadan gizlemeye çalıştığı irili ufaklı yüzlerce Türk Piramidi kabak gibi ortaya çıkmıştı.


  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 16:53:27
  • (Resim)Geçen yıl araştırmacı ilk kez araştırmacı Oktan Keleş tarafından çekilen içindeki 8.000 yıllık TÜRKÇE YAZILAR SAYESİNDE bir Türk piramidi olduğu artık kesinlik kazanan Beyaz Piramidin “Goggle Earth”de görünüşü.

    Bu resim sayesinde piramidin taban alanından hareketle, yüksekliğinin 300 m olduğunu hesaplayabiliyoruz. Bu yükseklik, en yüksek Mısır piramidinin tam İKİ MİSLİDİR!

    (Piramidi kendiniz görmek isterseniz http://maps.google.com/ adresine gidip yukarıdaki boşluğa “beizhai, xianyang, shanksi” yazınız.

    (Önemli not: Çin “ŞU ANDA” Türk Piramitlerinin üzerine toprak yığmaya ve üzerlerini ağaçlandırmaya, yani güneşi “balçıkla sıvamaya” başlamıştır!)


  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 16:59:57
  • (Resim) Türk araştırmacı Oktan Keleş’in gizlice çektiği, Piramidin yakınındaki dev AT heykellerinden biri. (Arka planda Türk Piramidi)







  • Tonguc
  • 16.09.2011 19:47:28
  • Sayin Tamtürk,
    sundugunuz bilgiler gercekten cok güzel. Bir zamanlar ben de Kazim Mirsan'i okuyanlardanim. Haluk Tarcan'in da cesitli makalelerini takip ettim. Cindeki piramitler konusunda da bazi Almanya ve Ingilzce populer bilim dergilerinde bazi yazilar okudum, ama oralarda da daha cok icerdikleri gizem öne cikariliyordu. Bittabi Cin'in arastirmacilara izin vermemesi, zorluklar cikarmasi vs...
    Fakat sizin bahsettiginiz piramitlerde ay yildiz ve kurtbasli simgelere rastlanmis olmasi, inanilamayacak kadar güzel bir husus. Lütfen bu konuda biraz daha ayrintili bilgiler varsa ve sunabilirseniz seviniriz. Gerci Kurt, kurtbasi vb. simgeler tarih boyunca sürekli karsimiza cikar, Kizilderililerde oldugu gibi Orta Asya Türk, Tunguz, Mogol, Kore vb. gibi; Ay ve Yildiz da pek cok kavimde rastlanan simgelerdir, ancak, ay ve yildizin, birlikte bir simge olarak ayni dönemde ve ayni kültürde ortaya cikmasi cok nadir rastlanilabilecek bir durum ve elbette bazi cikarsamalar yapilabilir bu hususta. Zaten bizde yapildigi gibi, ay'a, yani hilale, islami anlamlar yüklenilmesini pek de anlamiyorum. Bizde zaten Ayhan, Yildizhan, Günhan gibi kavramlar/Tengriler en büyük destanlarimizda dile geliyor, personifize oluyor. Ikincisi ve daha ilginci, Hilal mesela, islamiyetle ilgisi bildigimiz kadari ile, ilk olarak Hacli seferleri ile ortaya cikiyor. O zamanlar ama, Haclilarin ilk ve sürekli karsilastiklari ordular Türk ordulari, Selcuklular, Oguzlar, hatta selcuklularin dogrudan hakim olmadiklari Arap bölgelerinde bile, askeriye ve ordu Türk kölemenlerden olusuyor. Yani haclilar, karsilarindaki gördükleri ordularin (Türklerin) sancak ve baturaklarindaki (baturak>bayrak) hilal simgelerini islamla özdeslestirip, islamin simgesi zannetmis olabilirler. Bu daha sonralari hilal ve hac ters denklemiyle yerlesiklesmis olabilir.

    Haa, bir de su var, Kürtler Selahattin Eyyubi'ye sahipleniyorlarmis, guya o da Kürt imis. O dönemlerde yeni müslüman olan Türklerde acaip bir sekilde arapca ve yerel olarak Farsca isim meraki vardi, ama selahattin Eyyubi'nin bir amcasinin isminin Alaku$ olmasi, sanirim bazi hususlara da aciklik getirir.
    Konu genis, ay-yildiz, hilal vs. hac, Türkler... Bir derya...



  • Tonguc
  • 16.09.2011 20:42:30
  • Sayin Tamtürk,
    Bir de dünya capinda meshur olan savascilar dehlizi de denilen yerdeki atlari ve süvarileri ile birlikte ortaya cikarilan heykeller aniti var. Bu konuda da bilgileriniz var mi?
    Bu aciga cikarilan dehlizdeki atlarin ve askerlerin en büyük özelligi, her bir atin ve her bir süvarinin ayri olmasi, yani fabrikasyon degil.


  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 20:45:48
  • Sn Tonguç, Ayyıldız simgesinin Türklerde İslamdan çok önceleri sıkça kullanıldığının sayısız kanıtları var (Örneğin Göktürk sikkeleri üzerinde)
    İlk kez Türk Piramidinin içine girmeyi (muhtemelen Çinli köylülere rüşvet vererek) başaran araştırmacı Oktan Keleş’in çektiği resimlerden biri yukarıda. Köylüler Oktan Keleşin resim çektiğini fark edince müthiş bir paniğe kapılıyorlar ve geziyi yarıda kesip Oktan Keleş’i apar topar piramitten çıkartıyorlar. Oktan Keleş’in çekebildiği bu resimde piramit duvarında Kurt başı simgesi, onun altında ay yıldız ve en altta “en az” 8.000 yıllık 4 adet TÜRK TAMGASI gayet net olarak görülmekte. Oktan Keleş, piramidin içinde bunun gibi daha yüzlerce yazı ve tabletler bulunduğunu bildirmekte.
    http://www.ntvmsnbc.com/id/25077058/



  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 21:09:24
  • (Resim:Türk Piramidinin içindeki granit heykel) Bir insan büstünü temsil eden 3 metre yüksekliğindeki heykelin şapkasının üzerindeki çıkıntıların “kurt kulakları”nı andırması ilginç bir başka ayrıntı. Heykelin şapkasının ön tarafında ise yukarı doğru bakan bir AY-YILDIZ var. Piramidin her tarafındaki AY-Yıldız sembollerindeki gibi buradaki Ay-yıldızın yıldızı da 5 köşeli. (Köylüler, Araştırmacı Oktan Keleş’e “bu sizin atanız Oğuz Kaan’ın büstü” demişler!)








  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 21:12:42
  • Göz aldanmasının önüne geçmek için heykelin fotoğrafını yan çevirip baktığımızda şapkanın önündeki Ay-Yıldız sembolü daha netleşiyor.










  • A.Tamtürk
  • 16.09.2011 22:28:07
  • Sn Halil bey ve daha bir çok okuyucu bu makalenin altındaki 60'a yakın yorumu göremediğini ve bu makalenin altına yorum yazamadığını bildirmekte! Halil bey'in az önce bir başka makalenin altına eklediği bu konudaki şikayetini aşağıda Sn GavurEGE'nin bilgisine sunuyorum:

  • • halil gürsoy
    • 16.09.2011 22:08:53
    • sayın Tamtürk, sevgili yorumdaşlar; şu, sahilde dörtnala koşmaya hazırlanan siyah ATIN süslediği makaleye yazdığınız yorumları okuyamadığımı biliyorsunuz değil mi???



  • ada
  • 16.09.2011 23:50:00
  • Sayin Tamtürk, bu onemli ve kanitlarla dolu bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler. İcimde ukte kaldı, zamanında Türkoloji bölümüne başlamıştım, devam etmedim, bıraktım, pişmanlık duyuyorum zaman zaman.


  • A.Tamtürk
  • 17.09.2011 12:03:45
  • ATATÜRK BİLİYORDU!

    “Türk milleti, tarihinle övün; çünkü senin ecdadın medeniyetler kuran, devletler, imparatorluklar yaratan bir mevcudiyettir. Sen, Anadolu denilen bu yurda sonradan gelme değil, ilk yerleşip medeniyet kuranların çocuklarısın. (M.K.Atatürk)"

    (Afetinan, Atatürk’ten Hâtıralar, 1950, s. 55 - 56)







  • Şaman TÜRKSOY
  • 17.09.2011 12:06:04
  • Çok şükür;nihayet yapılan yorumları okuyabildik:))

    A.Tamtürk'e emeği için teşekkürler;ancak başıma iş açtığını da belirtmeden geçemeyeceğim:))

    Ne işi? diye sorduğunuzu işitir gibiyim. Şimdi karnımı doyurup geleceğim,kan şekerim yükselince kafam daha iyi çalışır. Sonra anlatacağım,biraz sabır:))



  • Esperans (Misafir)
  • 17.09.2011 13:10:20
  • Ne diyebilirz ki; bu emek için... Bu sevgi, bu merak, için... Bu paylaşma arzusu, yüksek enerji için. Bu haysiyetli amaç için...
    Bu emeğin sahibine ve buna imkan veren gavur ege'ye ne kadar teşekkür etsek azdır.


  • Şaman TÜRKSOY
  • 17.09.2011 13:45:08
  • Çok uzunca bir süre çözümlenemediği için 'büyü yazısı' olarak da anılan Rün yazı,bir sanat ve edebiyat dili seviyesindeki mükemmel olan son haliyle Orhun ve Yenisey yazıtlarında ortaya çıkmıştı.

    Orhun Abideleri'nden söz eden ilk araştırmacı, İsveçli bir asker olan Strahlenberg'dir. (1730) Danimarkalı Türkolog Thomsen tarafından Türkçe olarak çözümlenene kadar geçen süre içinde bilinen hiçbir sistemle deşifre edilemeyen yazıtlar hakkında pek çok spekülasyonlar yapılmıştır.

    Batılı objektif bilim adamları Orgun Kitabeleri ile Kuzey Avrupa'da bolca rastlanılan Germen yazıtları arasındaki benzerliği farkettiler. Ama yazıtlar arasında bir ilişki olabileceğini ısrarla gözlerden kaçırdılar.

    Yapılan spekülatif yorumlarda,milattan binlerce yıl önce Wikinglerin Ortalık Asya'yı işgal ettikleri ve Orhun abidelerini diktikleri söyleniyordu.

    Bölgenin yerli halkı olan Turanlılara pek yakıştırılamıyordu. Hani biz 'barbar' ve 'göçebe' olarak takdim ediliyoruz ya,işte o yüzden.

    Thomsen yazıtları Türkçe olarak 1893 yılında çözümleyince bu kez de menşeini saptırmaya çalıştılar.Türk dışında kim varsa,,Arami gibi,Soğd gibi...




    • Şaman TÜRKSOY
    • 17.09.2011 13:54:45
    • Eveeet,sonunda yorum penceresi açıldı,sevindim bu işe.

      Şimdi arkadaşlar demem o ki A.Tamtürk at dedi,kurgan dedi,tamga dedi;söz dönüp dolaşıp Büyü yazısına dayandı. Giriş için bir kaç paragraf yazdım,devamını buraya mı yazayım? Yoksa başka bir başlık mı açalım?


    • Esperans (Misafir)
    • 17.09.2011 14:03:18
    • Siz, dünyanın egemenleri, bir özdeyiş vardır hatırlayın!
      "Aslanlar da kendi tarihlerini yazıncaya kadar; kahramanlar hep avcılar olacaktır"
      İnsanlık tarihinin derinliğinden gelip geniş coğrafyalarda yaşamakta olan bir 'aslan' gurubu var ki; Onlar kendi tarihlerini sizin varolmadığınız dönemlerden başlayarak yazmışlardı- yazıyorlar-yazmaya devam edecekler.
      Bilesiniz diye hatırlattım size, aklımızla oynamaya kalkan emperyalist çakallar ve yerli işbirlikçileri!


    • nhızal
    • 17.09.2011 19:58:30
    • sevgili yorumdaşlar,bu yorumlar için A.Tamtürk'e kurşun kalemler önerim olmasaydı bu yorum sütunu açılmayacaktı da hani bana teşekkür?


    • Armor
    • 17.09.2011 20:04:50
    • Emeğinize ve kaleminize sağlık Sayın Tamtürk.Tabii Sayın nhızal'ada teşekkürler("Sayfa düzenlenmesinde" en lerde benim adayım)

    • A.Tamtürk
    • 17.09.2011 20:54:28
    • Bu defa da, dün gece onca emek verip bu başlıktaki tüm yorumları topluca derleyip Kurşun Kalemlere gönderdiğim diğer başlık buharlaşmış! Ayrıca Sn Şaman Türksoy ve bir iki arkadaşın öteki tarafa eklediği ve henüz kopyala yapıştırla buraya taşımadığım bir kaç yorum da vardı orda. Kurşun Kalemlerdeki yazıyla birlikte onlar da yok oldu! :(

      Neyse,, herkes artık buraya yazabiliyorsa ve buradaki yorumları görebiliyorsa mesele yok tabi. (Henüz daha önce diğer göremeyen ve yazamayanlardan bir yanıt gelmedi!)

      Bu arada; Sn GavurEGE, peki madem bu işin bir çözümü vardı da bu kadar zamandır beni ve arkadaşlarımı niye üzdünüz? :)


    • halil gürsoy
    • 17.09.2011 23:58:13
    • sevgili Tamtürk, Türksoy ve konuya kafa yorup, emek veren tüm yorudaşlar! bizim esas sorunumuzun ne olduğunu lafı dolandırmadan ve hemen söyleyeyim: en az 15 bin yıllık, bilinen medeniyet tarihini yaratan ve yayan Türk, daha fazla zaman kaybetmeden, yaptığı medeniyet tarihini araştırıp yazacak TARİHÇİLER VE TÜRKOLOGLAR yetiştirmedikçe, Türk'ün derin köküne ve geçmişine duyduğu korkuyu ve ezikliği yaşamının ve kutsal(!) mücadelesine çıkış noktası yapmış emperyalist batının korkak ve kültür hırsızı tarihçilerinin sahte tezlerine bel bağlayıp, bize verilen kadarını tarihimiz kabul ettikçe, yazık ki, bütün değerlerimiz gibi yağmalanan soylu tarihimiz karşısında da, her zaman yaptığımızı yapmaya, yani hiç bir şey yapmamaya davam edeceğimiz kaçınılmazdır... bu gerçeği pek çok şeyi ilk gördüğü gibi gören, şüphesiz en büyük Türk, en büyük Bozkurt, ATATÜRK'tü... onca iş arasında bir kaç kişi dışında kimsenin niçin kurulduğunu anlamadığı TÜRK TARİH KURUM'U ve TÜRK DİL KURUMU'NU kurması, ardındanda yapacağı araştırma ve çalışmaları finanse etmek için kendi mirasını bağışlamasının ne büyük ve soylu bir davranış olduğunu bu gün bile anlayan yazık ki halkımız arasında çok az insanımız var... amerikalıların çocukları --amerikalıların kendi deyimiyle-- Faşist 12 eylül darbecilerinin ilk icraatlarından birinin, bu KURUMLARI kapatıp, İş Bankasındaki gelir paylarına el koymalarını boşuna mı sanıyorsunuz??? o ahmaklara göre de, tarih batılılarca yazılırdı ve öyle devam etmeliydi! Türk'ün işi, böyle şeylerle uğraşmak değil, ayetler yazıp uçaklardan anadolu köylerinin üzerine atmak, imam hatip okulları açmak filan gibi şeyler olmalıydı... bende işte O'NUN gibi bu soytarılığa kısaca; "gaflet, dalalet ve hatta hıyanet" diyorum... ezcümle; Türk, soylu tarihini binlerce yıldır kendi yaptığı gibi, artık behemehal kendisi yazmalıdır... bu engin tarih, daha fazla MACAR, RUS, DANİMARKALI, ve DİĞER tarihçilerin namusuna insafına bırakılamaz... aksi halde 1969 da bulunan "ALTIN ELBİSELİ ADAMIN" --ki, kendisi benim atalarımdan biridir-- kim olduğu sanki sırmış gibi, bilinmezmiş gibi, 42 yıl sonra bile, hakkında apaçık bilinenler kimi çevrelerce "teyide muhtaçtır" gözüyle görülmeye ve sunulmaya devam eder... (devam edeceğim.)


    • A.Tamtürk
    • 19.09.2011 00:46:24
    • Atatürk’ün “Türk, Öğün, Çalış, Güven” sözünde ÖĞÜNMEK neden ilk sıradadır hiç düşündünüz mü?

      Çünkü, devşirme Osmanlı’nın özellikle son iki yüz yılında “Türk” sözcüğü, dış güçler ve yerli işbirlikçileri sayesinde gözden düşürülmüş, adata utanılacak bir söz, bir küfür gibi algılanmaya başlanmıştı. Sözde aydınlar Türklüğünü inkâr edip, “ben Osmanlıyım” demeye başlamıştı. Dış devletlerin baskısı ile Osmanlı ülkesinde her türlü azınlık itibar sahibi yapılmış, Türkler küçük görülür olmuştu. Bu aşağılamalar, birçok gerçek Türk aydını gibi Mustafa Kemal’i de çok rahatsız etmiş ve Cumhuriyet’i kurduğunda hemen her platformda yurttaşlara Türk olmakla öğünmelerini telkin etmiştir. “Ne mutlu Türk’üm diyene” cümlesi buna güzel bir örnektir. Çünkü öğünecek bir şeyi olmadığını düşünenler siner, içine kapanır, silikleşir, köleleşir.

      Şimdi, Türk olmak yeniden ayıp(!) hale getirilmeye çalışılmaktır. Buna karşı en etkili önlem ise Türk Milleti’ne öğüneceği şeyleri olduğunu hatırlatmaktır. TÜRKLERİN ÖĞÜNEBİLECEĞİ MUHTEŞEM BİR TARİHİ VARDIR. Kilit sözcük "ÖĞÜNMEK", Altın Elbiseli Adam ise bu kilidi açacak olan ANAHTAR'dır.

      Şu anda her 1.000 Türk'ten 999'unun Altın Elbiseli Adam'dan maalesef haberi yok. ALTIN ELBİSELİ ADAM'ı her Türk'e mutlaka duyurmalı ve her Türk'ün yeniden "ÖĞÜNMESİNİ SAĞLAMALIYIZ". Reçete budur.



    • as
    • 19.09.2011 00:46:48
    • sayın tamtürk, harika bir konuya değinmişsin yine..bravo..bak bu yorumun aklıma ne getirdi...

      zecharia sitchin isimli rus kökenli amerikalı yahudi bir yazar, ( sümerolog, yakın doğu tarihçisi, arkeolog, tevrat ibrancasına hakim ) " dünya tarihçesi " adını verdiği bir seri kitap yazdı..9-10 tanesi türkçeye çevrildi, hangisiydi tam hatırlamıyorum ( kitapların tümü kütüphanemde var, fakat üşeniyorum şimdi gidip sayfa sayfa bulmaya, 12.GEZEGEN, ya da GÖKYÜZÜNE MERDİVEN de olabilir ) ilk kitapların birinde, musa nın, israiloğullarını firavun elinden alıp, kutsal topraklara getirmesi konusunu değişik bir bakış açısıyla anlatır... şöyle ki:

      musa, kavmiyle birlikte yeni vatan topraklarına doğru yol alırken, sina yarımadasında yolunu kaybedip, 40 yıl dolaştırır kavmini der tevratta...yazara göre bu olay basit bir yol kaybı değildir, çünkü YOLUNU KAYBEDEN BİRİ NASIL PEYGAMBER OLABİLİR?

      olay şudur...

      musa, elindeki insan kalitesinden, yeni bir ulus devlet yaratamayacağını bilmektedir. çünkü, firavun elinde,emrinde, zulüm görmüş, ezilmiş, horlanmış, kişiliksiz, biat etmekten, dilemekten-yalvarmaktan başka birşey bilmeyen bir kavimdir israiloğulları o dönemde...

      o dönemin insan ömrü hesabıyla, en az yeni 2 nesile ihtiyacı vardır musanın...ve en eski, köleliği iliklerinde hissetmiş 1-2-3 nesilin yok olup gitmesidir o çöllerde dileği, ve sonra, ancak yeni gelen, genç nesille arzuladığı ulus devleti kurabilecektir...

      40 yıl boyunca, bunu sağlayan musa, yeni nesille amacına ulaşmıştır...

      hikaye bu...şimdii....

      sevgili önderimiz ATATÜRK, insan üstü bilgeliğiyle, bu işleri görmüş, ve yolunu kaybetmek şöyle dursun, bizlere yolların en doğrusunu göstermiş, ilkelerini önümüze koymuştur...

      ama, yaşadığımız bu devir, bize bir gerçeği daha TOKAT gibi suratımıza çarpmıştır...bizler dahil, evet ADD dahil, ANLAMAMIŞIZ onu....

      tahtakurular, lağım fareleri kemirirken bu gemiyi, YIKILMAZ BATMAZ aymazlığına yatmışız..KISACASI UYUMUŞUZ....

      batının tüm emperyal devletlerine kafa tutan bu insan üstü deha, bize, uyuma dedidyse de uyumuşuz....

      o emperyaller, kendi emellerine uygun fareleri, tahtakurularını yıllarca beslediler, büyüttüler, semirttiler....

      ve saldılar topumuzun üstüne şimdi.....

      BİR MUSİBET BİNLERCE NASİHATTEN İYİDİR...

      en azından uyandık......

      10 senedir bu millet, musanın kavmine döndü....

      bir 10 sene daha değil, 1-2 sene sonra bile, bizim biatçı, kişliliksiz, ezik güruhu yok etmeden yeni bir ulus-devlet olmamıza imkan kalmayacaktır.....

      sesine, sesimize şimdi o yüksek dehanın daha çok ihtiyacı vardır.....

      ve evet, ALTIN ELBİSELİ ADAM ı herkes bilmeli...

      ve dahası, GENÇLİĞE HİTABE, ve BURSA NUTKU nun içselleştiğini görüp, AMASYA TAMİMİne hazırlanmalı.....

      diyeceğim budur sayın tamtürk kardeşim..

      saygılar..


      ***

    Bu Makale ve Yorumlar Şurada Yayınlandı: GavurEGE


Git: "TÜRKÇENİN ATLARLA İLGİSİ"

1 yorum: